DB Tarımsal Enerji, Yerli Enerji Bitkisi Pelemirin Geleceğini Kulu'da Üreticilerle Birlikte Konuştu

Türkiye'nin sürdürülebilir biyoyakıt üretimindeki öncü şirketlerinden DB Tarımsal Enerji, yerli enerji bitkisi pelemirin üretimini yaygınlaştırmak amacıyla Konya'nın Kulu ilçesinde düzenlediği Pelemir Tarla Günü'nde üreticileri, akademisyenleri ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. Yaklaşık 35 bin dekara ulaşan pelemir ekim alanlarının her yıl artış göstermesi hedeflenirken, etkinlikte sürdürülebilir tarım, biyoteknoloji ve düşük karbonlu ulaşım yakıtları açısından pelemirin taşıdığı stratejik potansiyel ele alındı.

Bu amaç doğrultusunda Konya'nın Kulu ilçesinde düzenlenen Pelemir Tarla Günü, Kulu Kaymakamı Ömer Faruk Canpolat, Kulu Belediye Başkanı Abdurrahim Sertdemir, Kulu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Fırat Güven ile kamu kurumlarının temsilcileri, üretici kooperatifleri, akademisyenler ve sektör paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirildi.

6 ilde 231 sözleşmeli üretici

2026 üretim sezonunda DB Tarımsal Enerji, pelemir üretim çalışmalarını Konya, Ankara, Eskişehir, Bilecik, Afyonkarahisar ve Niğde olmak üzere 6 ilde toplam 231 sözleşmeli üreticiyle sürdürüyor. 2023 yılından bu yana ISCC EU standartlarında yürütülen ve tarladan biyoyakıta uzanan sürdürülebilir tedarik zinciri kapsamında gerçekleştirilen pelemir üretiminde, sözleşmeli ekim alanı bu sezon 35.300 dekara ulaştı. Çiçeklenme döneminde Konya'nın Kulu ilçesinde düzenlenen Pelemir Tarla Günü'nde sahadaki gelişmeler değerlendirilirken, 2026 hasat sezonunda 35.300 dekarlık üretim alanında ortalama 150 kg/dekar verime ulaşılması hedefleniyor.

Pelemir tarlalarında teknik incelemeler gerçekleştirilen etkinlik boyunca katılımcılar bitkinin yetiştiriciliği, biyoteknolojik uygulamalar, verim potansiyeli ve sürdürülebilir biyoyakıt üretimindeki kullanım alanları hakkında uzmanlardan bilgi aldı.

DB Tarımsal Enerji, yerli ve sürdürülebilir tarımsal hammadde kaynaklarını geliştirerek Türkiye'nin düşük karbonlu ulaşım dönüşümüne katkı sağlayacak projeleri üreticiler, akademi ve kamu kurumlarıyla iş birliği içerisinde geliştirmeye devam ediyor.

"35 bin dekardan 3 milyon dekara ulaşmayı hedefliyoruz"

DB Tarımsal Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı, şirketin pelemiri yalnızca bir tarım ürünü olarak değil, Türkiye'nin enerji güvenliğine katkı sağlayacak stratejik bir hammadde olarak değerlendirdiğini belirterek;

"Bugün yaklaşık 35 bin dekarlık üretim alanına ulaşmış durumdayız. Hedefimiz bunu uzun vadede 3 milyon dekara çıkarmak. Bizim için tarlada açan her pelemir çiçeği, ülkemize kazandırılmış ekonomik bir değer anlamına geliyor. Yerli kaynaklarımızı en verimli şekilde değerlendirmek ve tarım desenimize yeni bir ürün kazandırmak istiyoruz. Bunu yaparken de üreticimizin emeğinin karşılığını alabileceği şeffaf bir fiyatlandırma modeli oluşturduk. Gelir tarafında çiftçimize elimizden gelen katkıyı sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Tarım arazileri boş kalmasın, doğru planlamayla üretime kazandırılsın

DB Tarımsal Enerji Tarımsal Projeler Yöneticisi Nezih Suyaran ise pelemirin, mevcut tarım desenini destekleyen ve atıl kalan üretim potansiyelini ekonomiye kazandıran önemli bir alternatif olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

"Hedefimiz, tarım arazilerimizin boş kalmaması ve doğru planlamayla üretime kazandırılmasıdır. Pelemir, özellikle toprakların dinlendirildiği dönemlerde değerlendirilebilecek, mevcut tarımsal üretim düzenine kolayca entegre olabilen bir bitki. Klasik tarım ekipmanlarıyla ekimi ve hasadı gerçekleştirilebildiği için üreticimize ilave bir yük getirmiyor. Bunun yanında sezon başında alım garantisi sunuyor, ekimden hasada kadar teknik ekibimizle üreticilerimizin yanında yer alıyoruz. Böylece hem çiftçimize güven veren hem de sürdürülebilir tarımı destekleyen uzun soluklu bir iş modeli oluşturuyoruz."

Anadolu'nun unutulan yağ bitkisi yeniden tarıma kazandırıldı.

Pelemir ıslah çalışmalarını yürüten ve ülkemizde pelemirin enerji tarımı bitkisi olarak yeniden tarım desenine kazandırılmasına önemli katkılar sağlayan Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Arslan, pelemirin Anadolu'ya özgü bir bitki türü olduğunu ve Türkiye'nin gelecekteki yağlı tohum ihtiyacına çözüm olabilecek önemli bir potansiyel taşıdığını ifade etti.

Arslan, yağlı tohum üretimindeki açığın yalnızca sulu tarımla kapatılamayacağını belirterek şunları söyledi:

"Pelemir yeni keşfedilmiş bir bitki değil. 1960'lı yıllarda yağ bitkisi olarak yetiştiriliyordu ancak zamanla unutuldu. Uzun yıllar süren araştırma ve ıslah çalışmalarıyla bu yerli genetik kaynağı yeniden tarıma kazandırdık. Pelemirin yaygınlaşması için üreticinin güven duyması ve doğru destek mekanizmalarının oluşturulması büyük önem taşıyor."

Biyoteknolojiyle daha az gübre, daha güçlü toprak

Etkinlikte söz alan Episome Biyoteknoloji Kurucu Ortağı Murat Balaban ise pelemir çalışmaları kapsamında geliştirilen biyoteknolojik çözümlerin hem üretim maliyetlerini düşürdüğünü hem de toprağın uzun vadeli verimliliğini artırdığını değinerek;

"Geliştirdiğimiz faydalı mikroorganizmalar havadaki azotu bitkinin kullanabileceği forma dönüştürüyor, kök gelişimini destekleyen doğal hormonlar üretiyor ve fosfor gübresinin etkinliğini artırıyor. Böylece azot kullanımında yaklaşık yüzde 50, fosfor kullanımında ise yüzde 30 tasarruf sağlanabiliyor. Aynı zamanda toprağın biyolojik dengesini koruyarak her yıl daha sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturuyoruz" ifadelerinde bulundu.

Yerli hammaddeyle düşük karbonlu ulaşımın geleceği

DB Tarımsal Enerji; biyodizel, sürdürülebilir denizcilik yakıtı (SMF), rafine gliserin ve sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) alanındaki yatırımlarıyla Türkiye'nin düşük karbonlu ulaşım dönüşümüne katkı sağlayan entegre biyorafineri vizyonuyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu vizyonun en önemli halkalarından biri ise, sürdürülebilir yakıt üretiminde kullanılacak yerli ve sürdürülebilir tarımsal hammadde kaynaklarının geliştirilmesi.

Bu kapsamda yürütülen pelemir çalışmaları, yalnızca alternatif bir tarım ürünü geliştirmeyi değil; kuraklığa dayanıklı, düşük girdi gerektiren ve atıl durumdaki nadasa bırakılmış tarım alanlarını ekonomiye kazandırabilecek yeni ve tamamı yerli bir üretim modelini yaygınlaştırmayı hedefliyor.